26 Ağustos 2013 Pazartesi
20 Nisan 2013 Cumartesi
Tayland'da Nereye...?
Tayland'a gidiyorsanız tabi ki Bangkok'a gitmelisiniz. Diğer yerlere de gidebilirsiniz, ama Bangkok'a gitmeden "aman da ben Tayland'a gittim, heyyo, Tayland'ın her bi' yerini gezdim" falan denmez. Adama sorarlar;
- Bangkok'a gittin mi kardeşim?
- Aa yok gitmedim.
- Oldu tamam sonra görüşürüz.
O yüzden, Tayland'a gidiyorsanız, Bangkok'a gitmek zorundasınız. "Ben Tayland'a gideceğim, ama Bangkok'a kesinlikle gitmem" diyenler, lütfen sizi şu sağ yukarıdaki X işaretine davet ediyoruz. Basın ve gidin. Bangkok'a falan da gitmeyin. Bangkok da çok üzülür yani buna.
"Suvharnabhumi -or samting- okunuşunu tam şeyedemedim şimdi." Bangkok'taki havaalanı. Uçaktan indik. - Havaalanından çıktıktan sonra ne yapmıştık sevgilim?
- İlk kez mi?
- Evet, ilk gidişte.
- Baya bi dolaştık havaalanında, tuvaleti aradık, havalara baktık, camdan şeyler vardı, yürüyen bantlardaki konuşmaları dinledik, şeyler vardı. Ne denir ona, sen söyle, para değişim şeyleri vardı. Onlardan paramızı değiştirdik. Dolar verdik Baht aldık. hatta bi kadına bişey mi sormaya çalıştık, naptık, ben baya bilgeç bilgeç gittim, nası gideriz falan, sonra çıktık o bölümden, orası 3 4 katlı bi AVM gibiydi, şekerlemeler, falan vardı. İstanbul'a mesaj attık. En alt kattan metro girişine gitmeden, Subway'e gittik. Sandiviççi. İlk parayı orada harcadık. Dondurmacı vardı. Dondurma yedik. Metroya (Airport Rail Link) geldik. girişte metro kartı alıp, metroya indik. Sırt çantaları ve çekçeklerimiz vardı. Metro'ya bindik. Oturduk. Etrafı izleye izleye gittik. Yağmur falan yağıyordu ara ara. Ama indiğimizde yağmur yoktu. Metronun içi anime karakterlerle boyalıydı. Bangkok şehir merkezinde indik. İner inmez bizi büyük bir buhar kazanı karşıladı.
- Evet, Metrodaki serin ortamdan kapılar açılıp da metro durağına çıktığımızda 1 2 saniye nefes almakta güçlük çekmiştik hatırlıyorum. Resmen -şu lokantaların önlerinde gördüğümüz- soslu tavuk kızartma fırınlarına girmiş gibiydik. 5 10 saniyelik adaptasyon sürecinden sonra, nereye gideceğimizi aramaya başladık.
"Ding Dongg! - Yazının burası Bangkok'ta üçkağıt yapan adamlarla ilgili bir kumpanya bilgisi içermektedir."
Metro istasyonu çıkışında, öğrenci grubuna bir şey sormak için yanlarına gitmiştik. Bir adam geldi sonra, oo hello mello bi'şeyler, adama bi'şey soralım dedik, adam başladı konuşmaya, yok işte şurada oteller var, şurada indirimli bilmemneler var, kaç gün kalacaksınız, bugün son gün, şu anda giderseniz indirimden faydalanırsınız, bakın şurada turist information var, oraya gidin falan, filan feşmekan. Anlattı da anlattı. Bir de tuk-tuk çağırdı. (Tuk-tuk nedir? [Daha sonraki yazılarda.]) Bindirdi bizi tuktuka, adama da şuradan şuraya götür dedi. Aa lan bindik gidiyoruz. Adam da manyak gibi kullanıyor zaten, 3 tarafı açık motor parçası, biraz daha sallansa düşecez aşağı. Bir de gürültülü ki, sorma gitsin. Sağa sola bakınırken, tuktukçu bizi bir turist information'un önünde bıraktı. Ben tam turist informationa yönelmişken, hanım baktım çekiştiriyor, gel gel diye. Meğersem, sevgili hanımımın kartal gözleri hemen yol üzerinde bir oteli görmüş de, o otelin çok güzel olduğunu anlamış da, nerede olduğunu GPS gibi beynine kaydetmiş bile. Ben de ulan diyorum adama bak ne güzel yardımcı oluyor. Meğersem adam kumpas kurmuş orada, gelen turistleri kendi anlaşmalı turist information'una yönlendiriyormuş sanırım. Hanım kanar mı bunlara, hemen anlamış tabi kumpası. Afferim len sevgili eşim benim.
Neyse özetle, Bangkok'ta yolda çevirip bi'şeyler tarif edenlere kanmak yerine, booking.com, agoda.com gibi siteler, google maps, diye de bir gerçek var. Araştırın otelleri, haritada da yerine bakın, paşa paşa gidin kalın. Öyle her hello diyene bakmayın.
- Bangkok'a gittin mi kardeşim?
- Aa yok gitmedim.
- Oldu tamam sonra görüşürüz.
O yüzden, Tayland'a gidiyorsanız, Bangkok'a gitmek zorundasınız. "Ben Tayland'a gideceğim, ama Bangkok'a kesinlikle gitmem" diyenler, lütfen sizi şu sağ yukarıdaki X işaretine davet ediyoruz. Basın ve gidin. Bangkok'a falan da gitmeyin. Bangkok da çok üzülür yani buna.
"Suvharnabhumi -or samting- okunuşunu tam şeyedemedim şimdi." Bangkok'taki havaalanı. Uçaktan indik. - Havaalanından çıktıktan sonra ne yapmıştık sevgilim?
- İlk kez mi?
- Evet, ilk gidişte.
- Baya bi dolaştık havaalanında, tuvaleti aradık, havalara baktık, camdan şeyler vardı, yürüyen bantlardaki konuşmaları dinledik, şeyler vardı. Ne denir ona, sen söyle, para değişim şeyleri vardı. Onlardan paramızı değiştirdik. Dolar verdik Baht aldık. hatta bi kadına bişey mi sormaya çalıştık, naptık, ben baya bilgeç bilgeç gittim, nası gideriz falan, sonra çıktık o bölümden, orası 3 4 katlı bi AVM gibiydi, şekerlemeler, falan vardı. İstanbul'a mesaj attık. En alt kattan metro girişine gitmeden, Subway'e gittik. Sandiviççi. İlk parayı orada harcadık. Dondurmacı vardı. Dondurma yedik. Metroya (Airport Rail Link) geldik. girişte metro kartı alıp, metroya indik. Sırt çantaları ve çekçeklerimiz vardı. Metro'ya bindik. Oturduk. Etrafı izleye izleye gittik. Yağmur falan yağıyordu ara ara. Ama indiğimizde yağmur yoktu. Metronun içi anime karakterlerle boyalıydı. Bangkok şehir merkezinde indik. İner inmez bizi büyük bir buhar kazanı karşıladı.
- Evet, Metrodaki serin ortamdan kapılar açılıp da metro durağına çıktığımızda 1 2 saniye nefes almakta güçlük çekmiştik hatırlıyorum. Resmen -şu lokantaların önlerinde gördüğümüz- soslu tavuk kızartma fırınlarına girmiş gibiydik. 5 10 saniyelik adaptasyon sürecinden sonra, nereye gideceğimizi aramaya başladık.
"Ding Dongg! - Yazının burası Bangkok'ta üçkağıt yapan adamlarla ilgili bir kumpanya bilgisi içermektedir."
Metro istasyonu çıkışında, öğrenci grubuna bir şey sormak için yanlarına gitmiştik. Bir adam geldi sonra, oo hello mello bi'şeyler, adama bi'şey soralım dedik, adam başladı konuşmaya, yok işte şurada oteller var, şurada indirimli bilmemneler var, kaç gün kalacaksınız, bugün son gün, şu anda giderseniz indirimden faydalanırsınız, bakın şurada turist information var, oraya gidin falan, filan feşmekan. Anlattı da anlattı. Bir de tuk-tuk çağırdı. (Tuk-tuk nedir? [Daha sonraki yazılarda.]) Bindirdi bizi tuktuka, adama da şuradan şuraya götür dedi. Aa lan bindik gidiyoruz. Adam da manyak gibi kullanıyor zaten, 3 tarafı açık motor parçası, biraz daha sallansa düşecez aşağı. Bir de gürültülü ki, sorma gitsin. Sağa sola bakınırken, tuktukçu bizi bir turist information'un önünde bıraktı. Ben tam turist informationa yönelmişken, hanım baktım çekiştiriyor, gel gel diye. Meğersem, sevgili hanımımın kartal gözleri hemen yol üzerinde bir oteli görmüş de, o otelin çok güzel olduğunu anlamış da, nerede olduğunu GPS gibi beynine kaydetmiş bile. Ben de ulan diyorum adama bak ne güzel yardımcı oluyor. Meğersem adam kumpas kurmuş orada, gelen turistleri kendi anlaşmalı turist information'una yönlendiriyormuş sanırım. Hanım kanar mı bunlara, hemen anlamış tabi kumpası. Afferim len sevgili eşim benim.
Neyse özetle, Bangkok'ta yolda çevirip bi'şeyler tarif edenlere kanmak yerine, booking.com, agoda.com gibi siteler, google maps, diye de bir gerçek var. Araştırın otelleri, haritada da yerine bakın, paşa paşa gidin kalın. Öyle her hello diyene bakmayın.
9 Nisan 2013 Salı
Tayland'a ilk bakış, pardon ilk gidiş
Tayland, okunuşundan aldığım ilhamla "ThaiLand" yani Thai Ülkesi. Bu arada okunuşunu yazınca zaten İngilizce'sini yazmış olduğumu fark ettim. Az önce "Vaay acayip bir buluş yaptım" modundayken, şu anda kendimi çok -mesela ilkokulda- bir şey bilen ve bunu söylemek için can atan ama tahtaya kalktığında bu söylediği şeyin zaten tahtada yazdığını fark eden çocuk gibi hissettim. Neyse geçiyorum... Geçtim.
"Tayland'a nasıl gidilir?"le başlayacak olursak, cevabımız şu; Tabi ki uçakla. (Kahkaha atarken koltuğunuzdan düştüğünüzü duyar gibiyiz...) Bin türlü internet sitesi var, [mesela bakınız bunlardan bir tanesi SykScanner'dir.] bu sitelerden araştırıp bütçenize uygun güzel bir uçak bileti bulabilirsiniz. Tavsiyemiz aktarmasız uçuşlar olacaktır. Çünkü biz aktarmasız uçuşla gittik, bu yüzden aktarmalı uçuşlar nasıldır bilmiyoruz. Bir de adı üzerinde; "Aktarmalı". Yani "Bu insanları buradan şuraya aktarmalıyız, bir şekilde aktaralım gitsinler" mantalitesinde bir uçuşa denk gelirseniz, aktarıla aktarıla gidersiniz. Hoş olmaz. Ama ucuz olur. Ama hoş olmayabilir. Belki de olabilir, ama garantisini veremiyoruz. "Aktarmasız uçuşlar çok mu garantili sankiii!?" diyenler, sizin için geliyor; "Evet, aktarmasız uçuşlar da garantili değil." [Bu arada ne o ii'ler !'ler falan? Artistlik yapmayın, adam gibi okuyun.]
Kısaca; aktarmalı ya da aktarmasız, ne olursa olsun, Tayland'a uçakla gitmelisiniz. Başka türlü zor. Biz gittik, gerçekten gidiliyor. Reklam yapmak gibi olmasın ama THY ile gitmiştik. Memnun kaldık. Sonuçta sağ salim iniş yaptık. Bu arada dünyanın en tanınmış gezi dergilerinden "TravelAndMotorboating"in [Böyle bir dergi yok!] dünya genelinde yaptırmış olduğu bir araştırma çalışmasında, şimdiye kadar hiç bir uçağın havada kalmadığı, [bir şekilde] er ya da geç [tek ya da çoklu parçalar halinde] yere indiği belirtilmiş. Gerçekten hayret verici.


Kaydol:
Yorumlar (Atom)